(Andican, 1893 -1938)
20. yüzyıl Özbek şiirinin en millî şairi Çolpan’dır. Kendisinden sonra yetişen bütün millî şairlerin üstadıdır. Asıl adı, Abdülhamid Süleymanoğlı’dır.
Eserlerinde “Çolpan” mahlasını kullandı. Ve bu nedenle Süleyman Çolpan olarak da bilinmektedir. 1893 yılında Andican şehrinde doğdu. Babası Süleymankul Yunusoğlı, medrese eğitimi görmüş, mürettep divan sahibi bir şairdir. Abdülhamid, önce mahalle mektebinde, sonra Andican medresesinde eğitim gördü; bütün Türk şivelerini, Arap ve Fars dillerini, dinî ve müspet ilimleri öğrendi. Devam ettiği Rus-Tüzem mek-tebinde Rusçayı, bu dil vasıtasıyla Batı edebiyatını ve düşüncesini taradı. Türkistan’da 1905 yılından sonra Ceditçiler tarafından çıkarılan gazete ve dergilerle İsmail Gaspıralı, Mahmudhoca Behbûdî ve Münevver Kaan gibi Ceditçilerin tesiri altında kaldı. Türk dünyasının ve bilhassa Türkiye’nin hayat tarzı ve kültürünü öğrenmeye çalıştı.
1913 yılından itibaren eser vermeye başladı. İlk makalelerini Sadâ-yı Türkistan, Sadâ-yı Fergana ve Türkistan gazetelerinde neşretti. 1914-1917 yıllarında, milliyetperver bir gazeteci olarak tanındı. Devrinin önemli meselelerini, Bahar Avulları, Vatanımız Türkistan’da Temir Yollar, Oş, Doktor Mu-hammedyar, Yılda Bir keçe, Şarq Poezdi Keldi, Şarq Uyğangan, Çimkent, Quturgan Müstemlekeçiler, Yol Esdeligi gibi eserlerinde aksettirdi.
Çolpan’ın sanatkâr olarak tanınmasını sağlayan eserleri, şiirleridir. İlk şiirleri, 1922 yılında, Özbek Yaş Şâirleri adlı antolojide yayımlandı. Aynı yıl, ilk şiir kitabı olan Bulaqlar neşredildi. Sonraki yıllarda Uyğanış (1924) ve Tan Sırları (1926), 1930′lu yıllarda Saz ve Cor adlı şiir kitapları basıldı. İlk üç şiir kitabında, Şark ülkelerini işgal eden sömürgeci Ruslarla İngilizlere duyulan nefret, onlara karşı mücadele duygusu, Rusların baskı, zulüm ve katliamları, Hokand ve Türkistan’ın diğer şehirlerinde dökülen kanlar, Türkistan’ın parçalanması, halkın açlık, sefalet ve çaresizliği, esir Türkistanlıların ümitleri ve yüksek millî şuur, açık veya metaforik olarak ve sanatkârane bir üslûpla dile getirildi. Türkistan’ın parçalanıp Özbek Sovyet Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra takip edilen politikalar karşısında, diğer millî aydınlarla birlikte Çolpan da çaresiz susmak zorunda kalmıştır. 1925 yılında kendisi, “muhit küçli eken, eğdim boynımnı” demek suretiyle sanat anlayışındaki zoraki değişikliği itiraf etmiştir.
Şiirleri yüzünden sekiz defa tutuklandı. Stalin devrinde 1937′de, Taşkent’te yapılan bir yazarlar toplantısında, ‘eserlerinde, ideolojik açıdan komünizm dışı meselelerle uğraştığı için, davaya ihanet ettiğini söyleyerek suçunu itiraf etmesini’ istediler. Çolpan “”Siz beni üç gün içinde islah edemezsiniz”" diye cevap verdi. Aralıksız devam eden baskı ve tehditlerin ardından 14 Haziran 1937 tarihinde, milliyetçi olmak suçundan dolayı “halk düşmanı” olarak tutuklandı ve bir yıldan fazla süren sorgu ve işkencelerden sonra 4 Ekim 1938 tarihinde kurşuna dizilmek suretiyle öldürüldü. Çolpan, bu kanlı dönemde, baskı ve zulümlere rağmen büyük bir edebî miras bırakmış bir şairdir. Şiirin yanında nesirle de meşgul olarak hikâyeler, Halil Fereng, Çörinin İsyanı, Yarqınay, Muştumzor, Ortaq Qarşıbayev, Hücum gibi tiyatro eserleri ve Keçe ve Kündüz adlı bir roman yazdı. Bu romanın Keçe adlı birinci bölümü, 1936 yılında neşrolundu; ikinci kısmı ise kayıptır. Tercüman olarak da Sha-kespeare’in Hamlet, Puşkin’in Boris Godunov ve Dubrovskiy, Gorki’nin Ana adlı eserlerini Özbek diline kazandırdı.
Çolpan’ın şahsı ve eserleri, 1925 yılından baş-layarak 1990′lara kadar Sovyet tenkitçilerinin haksız hücumlanna maruz kaldı. Asıl eserlerinin basılmasına izin verilmedi; sadece Sovyet hayat tarzını öven ve Lenin ve kızıl bayrakla ilgili şiirleri yayımlanarak Çolpan’ın, Sovyet ideolojisine ve sanat anlayışına bağlı eserler veren bir şair olduğu kanaati uyandırılmak istendi.
1990′h yıllarda, Çolpan’ın bütün eserleri yayımlanma imkânına kavuştu. 1991 yılında, Fıtrat ve Abdullah Kadiri gibi haksız yere öldürülen diğer millî aydınlarla birlikte Çolpan’a da uluslararası Nevâî ödülü verildi. Ayrıca Çolpan adına da milletlerarası ödül ihdas edildi, cadde ve kütüphanelere adı verildi.
0 yorum:
Yorum Gönder
Yorumunuz sakıncalı içeriğe sahip değilse sayfalarımızda yayımlanacaktır.
Yorumlarınız için teşekkür ederiz.